RSS Feed

9 Nisan 2013 Salı

CEMRE

   Önce havaya düşer derler CEMRE için, sonra suya , sonrada toprağa... Doğa için böyleymiş eskilere göre.
 
   Oysa gözlerine düşermiş önce insanın. Belki turuncu otobüste okula giderken, belki pembe yolda yürürken, belki çiçek açan bir kayısı ağacının altında yalnızlığın boğucu havasını teneffüs ederken, yada gözünün o güzeli farkedebileceği herhangi biryerde işte...
 
   Artık bahar gelmiştir hayatınıza ilk CEMREyle. Gözleriniz yalnız çiçekleri , böcekleri görür. Her güzel yüzde o gelir aklınıza. Hafif tebessümlerle dolu onlarca mutluluk tohumu saçarsınız dünyanıza.
 
   Ardından derslerden kaçmalar, kafelerde takılmalar, fakülteler arası koşuşturmalar başlar. Artık hangi saatte hangi kafede oturmanız gerektiğini, hang, derste fakültesine gitmeniz gerektiğini bilirsiniz.
 
   Karşılıksız açan sevda çiçekleri, yüreğinize düşen ikinci CEMReyle birlikte meyveye dönsün artık dersiniz. Genelde tesadüfen bir arkadaş ortamında karşılaşır ve tanışırsınız yürek bahçenizin hem bahçesi, hem bahçıvanı, hemde çiçeği olan kişiyle. Aslında herkese tesadüf gibi gelse de siz bilirsiniz o anın nasıl planlandığını. Keza günlerce kovalamışssınızdır bu anı.
 
   Artık hangi saatte hangi fakültede olmanız gerektiğini değil, hangi bahanelerle onun fakültesine giderde, onu görürüm diye düşünürsünüz. Aslında fakülte size uzak olsada hep yolunuzun üstündedir. Bu yol artık ufak ufak bakışmalara, sonrasında konuşmalara çıkar ve sınıftan alıp yurda bırakmalara doğru uzar gider.
 
   Artık kayısılar çağlaya dönmüştür.Üçüncü CEMRE vakti geldide geçiyordur bile. Oysa sizin beraber altında oturduğunuz bir kayısı ağacınız olmamıştır.Bunu düşünmek kahreder sizi.Ona açılmayı düşünür, yapamazsınız. İçinizde pırpır eden sevgi kuşunu, içinizdeki çekingenlik sol göğüs kafesine hapseder durur. Bir yanda ya "hayır" derse cevabıyla ondan uzaklaşmak zorunda kalacağınız ihtimalinin boğucu havası, bir yanda "evet" derse ihtimalinin yüreğinizdeki sevgi ateşini dahada körüklemesiyle sıkışır kalırsınız. Her defasında hayalinize gelen gülümseyiş baskın çıkar ve biraz daha ertelersiniz. Yanımda olsun, gülsün o bile yeter der, durursunuz.
 
   Onsuzken kurduğunuz hayaller, onunlayken düğüm atar boğazınıza. Kelimeler özgürce aşk nağmesi olmak isterken siz kelimelere pranga vurursunuz, demin düşündüklerinizden dolayı. İçiniz acıca acıya yaparsınız bunu.
 
  Ama birgün bir arkadaşınız son CEMREnin sizin yüreğinize düşmeyeceğini söyler, kahrolursunuz. Oysa son CEMRE onun yüreğine düşmüştürde siz günlerdir boşuna beklemekte olduğunuzu öğrenince önce kendinize kızar, sonra huzur bulursunuz.
 
  Neden daha önce söylemedi ki bunu diye düşünürken çekingen günleriniz gelir aklınıza. Tipik kız gururu, önce erkek söylemeli tabi diye düşünüp gülümsersiniz. Bu size cesaret aşılar. Baharın bitip yazın bunaltıcı sıcakalrı dünyanızı yakıp kavururken, yıldızsız yüreğinize yıldız olsun artık diye konuşursunuz. Vereceği cevapla kavrulan yüreğinize su serpmesini beklerken, bu seferde naz yapmalar başlar. Ama bu naz hoşunuza gider.
 
    Kaçan kovlanır der kovalamaya devam edersiniz. Ama fazla sürmez bu kovlayış ve yorulur taşıyamaz yüreğindeki yükü. Artık oda kabul eder yüreğinizde yıldız olmayı. Ne diyelim, Mutluluklar sizde yedniz AYVAYI. :)
 
 
                                                                                                                   Ö.K
                                                                                                        2007 - Malatya

0 yorum:

Yorum Gönder