Yokluğunun sızısı çöktü dün gece üzerime yine. İki saat arayla iki defa aradım seni kendime yenik düşerek. İkisinde de açmadın belki uyuyordun belkide açmak istemedin, orasını ben bilemem. Ama ikisindede hayranlıkla dinlediğim bir ses karşıladı beni. Ne zaman yüreğim Aşk sılasından ayrı kalsa, saatlerce dinlemekten bıkmadığım Sıla'nın sesi. " Güler Ömür, ağlar ömür. Farkında olmayız Geçer ömür. Çok sevdiğimden değil, zor sevdiğimden " diyordu.
Ben hayran olduklarımda biraz kendimi bulduğumdan hayran olurum bilirsin. Senin yüreğinde kendimi buldum diye hayrandım ya hani, Sıla'nın sesinde ve sözlerinde de kendimi aradım hemen. Şarkıyı açtım ve dinlemeye başladım gözlerim kapalı. Sadece gözlerim değilmiş aslında kapalı olan, Yüreğinde kapalıymış, sözlerimde.
Şarkının her satırını kelime kelime irdeledim. aslında her cümlede biraz sen vardın çokça ben. Mesela
" Niye gidemiyorum biliyor musun?
Çünkü emek verdiysen zor " Sana emek verdim yıllarca. Gönül kitabıma önsöz yaptım seni. Harf harf işledim seni o kitaba ben. Tek nokta koymadım cümlelerin sonuna, soru işareti de. Mutluluk hayali yazdım bol bol.
Çünkü emek verdiysen zor " Sana emek verdim yıllarca. Gönül kitabıma önsöz yaptım seni. Harf harf işledim seni o kitaba ben. Tek nokta koymadım cümlelerin sonuna, soru işareti de. Mutluluk hayali yazdım bol bol.
Mutluluk hayal ederken yitirdim seni bir telefon konuşmasından sonra. Nedenini bile söylemeden gittin benden. Hani Sıla diyor ya ;
" Meydan okuma öyle hemen
Dur neden diye sor,
Niye susuyorum anlıyor musun?
Çünkü anlattıkça zor
Bükme dudağını
Hemen otur o zaman hesabını sor " diye. Neden diye sorması gereken ben iken, neden diye soramadım. Neden biliyor musun ? çünkü sen benim sonum olacaktın. Çünkü ben kollarında gözlerimi ebediyete yumacaktım. Şimdi soruyorum giderken soramadıklarımı sana değil, kendime. Manasız gidişine yöneltilen sorulara cevap bulamadıkça Meydan okumayı bırak, meydan dayağı yemişe dönüyorum. Sessiz karanlıklarda daha da suskun oluyorum bu dayak haliyle. Hesap soranda benim hesap verende, dudağını bükende benim, çocuk gibi iç çekip içten içe ağlayarak üzülende.
Dur neden diye sor,
Niye susuyorum anlıyor musun?
Çünkü anlattıkça zor
Bükme dudağını
Hemen otur o zaman hesabını sor " diye. Neden diye sorması gereken ben iken, neden diye soramadım. Neden biliyor musun ? çünkü sen benim sonum olacaktın. Çünkü ben kollarında gözlerimi ebediyete yumacaktım. Şimdi soruyorum giderken soramadıklarımı sana değil, kendime. Manasız gidişine yöneltilen sorulara cevap bulamadıkça Meydan okumayı bırak, meydan dayağı yemişe dönüyorum. Sessiz karanlıklarda daha da suskun oluyorum bu dayak haliyle. Hesap soranda benim hesap verende, dudağını bükende benim, çocuk gibi iç çekip içten içe ağlayarak üzülende.
Sen değildin oysa ilk sevdiğim böylesine. ilk değildi bu yalnızlık ve terkediliş, bunu ikimizde biliyoruz. Peki neden böylesi üzüntü, neyin bedeli bu gam deme. ikimizde biliyoruz nedenini. Sıla'nın dediği gibi
"Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden ". Seni çok sevdim elbet yanlış anlaşılmasın. öyle çok fazla kişiyi sevmedim ben. gönül eylendirmek olmadı maksadım çıplak tenlerde, bir öpücük hazzıyla bilirsin. Ama az kişiyi çok sevdim, ta yürekten. Her gidişte daha bi zorlaştı sevgiler bende. Daha bi ince ince eleyip sık dokur oldum sevgileri her seferinde. Hatta yıllarca dokunmadığım oldu eleğe de , yüreğede.
"İyi günde burdasın dar günde yoksun neden
Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden
İyi günde burdasın dar günde yoksun neden" , Hiç kimseye sormadım bu soruları. çünkü benim iyi günüm aşkla geçen günlerdi. Çok sevmezdim dedim ya, az kişiyi zor sevdim hep. Her giden Sıla' yı bir kere daha haklı çıkardı oysa.
"Güler ömür ağlar ömür
Farkında olmayız geçer ömür " Bilirsin hiç asılmaz yüzüm. İçimden üzülürüm ben. İnsan yüreğindeki acıyı haykıramayınca daha çok yanıyor. Oysa benim hiç haykırışlarım olmadı. Ama bol bol yaşadım hıçkırıkları. Buz gibi odada, yürek yangınlarıyla yaktım kendimi. Yastığa gömülüp yağmur yağdırdım yüreğimin artık aşk bitmez dediğim çöllerine. Şimşekler çaktı karabulutlu gecelerin ardından, Yıldırımlar düştü gidişlerin başladığı yere. Dışarda güldü ömür, içerde ağladı hep. Ben farkındaydım geçip gittiğinin oysa, sadece aşksız tatsuz tutsuz çekilmediğiden katlanmayı seçtim. Dedim ya "Çok sevdiğimden değil zor sevdiğimden" diye. Senide az kişi içinden zor sevdim diye gidemiyorum senden. Seni de öyle basit sevmediğimden işte...
Ö.K
Yukarıdaki şarkının ve sözlerin mimarı Sıla GENÇOĞLU'na, her daim bizi bir yerlere sürükleyen sözcüklerinden ötürü teşekkürler.


0 yorum:
Yorum Gönder